Kültür & Sanat

Ünlü Yönetmen Stanley Kubrick’in Kılığına Girip Herkesi Kandıran Dolandırıcı Alan Conway’in Hikayesi

Seksenli yılların sonunda ve doksanların başında ortaya çıkıp kendisini ünlü yönetmen Stanley Kubrick olarak tanıtan bir adam, dönemin anlı şanlı sinema yazarlarını, film yapımcılarını ve oyuncularını kandırmayı başardı. Peki Kubrick’e hiç benzemeyen, onun aksine İngiliz aksanıyla konuşan ve filmlerinin çoğunu izlememiş olan bu adam, yıllar süren taklidinde nasıl bu kadar başarılı oldu? Alan Conway’in ilginç hikayesine birlikte bakalım!

Her şey bir tiyatro oyunu gişesinde başladı!

www.youtube.com

Conway bir gün Londra’da Tennessee Williams imzalı “The Rose Tattoo” adlı tiyatro oyununu izlemek istedi. Gişeye gittiğinde bilet kalmadığını öğrendi, tam o anda aklına dahiyane bir fikir geldi ve ‘ünlü yönetmen Stanley Kubrick olduğu’ yalanını uydurdu. Bu yalanı sayesinde oyunu ön sıradan izleme fırsatı elde etmekle kalmadı, oyunun hemen ardından başrol oyuncusu Julie Walters ile tanıştı ve Kubrick’e hayranlık besleyen oyuncuyla birlikte çalışmak istediğini söyledi!

Ünlü yönetmenin münzevi bir hayat sürüyor olması Conway’in işine yaradı.

Stanley Kubrick o yıllarda eşi Christiane Kubrick ile beraber münzevi bir hayat sürmekteydi. İngiltere’nin Hertfordshire bölgesinde bulunan malikanesinde yaşayan Kubrick çoğu zaman evden dışarı çıkmazdı. Ünlü yönetmenin uzun süredir fotoğraflanmamış ve röportaj vermemiş olması Conway’in çok işine yaradı; çünkü tipi hiçbir şekilde Kubrick’i andırmıyordu!

Conway, edindiği bu yeni kimliğin nimetlerinden sonuna kadar faydalandı.

‘Efsanevi yönetmen Stanley Kubrick’ olarak çeşitli davetlere katılan, ünlülerle tanışan, para ödemeden seçkin kulüplere giren ve toplantılara katılan Conway kısa sürede geniş bir arkadaş kitlesi edindi. Tanıştığı insanlar dünyanın en ünlü ve esrarengiz sanatçılarından birinin kendileriyle arkadaşlık kurduğunu düşünüp bu durumun haklı gururunu yaşadılar. Şarkıcı Joe Longthorne, kendisini filmlerinde oynatacağını söyleyen Conway’in otel faturalarını ödeyip bir limuzin bile kiralamıştı!

Conway gazetelere Kubrick olarak röportajlar verdi!

Gazete okurken bu röportajlardan birine denk gelen sinema yazarı Alexander Walker, röportajın New York’ta yapıldığını görünce şüphelenip şahsen tanıdığı Kubrick’i aradı. O dönem son filmi ‘Eyes Wide Shut’ üzerinde çalışmakta olan Kubrick, New York’ta olmadığını, uzun süredir evinden çıkmadığını söyledi. Röportajı yapan yazar Frank Rich feminen hareketleri olan Conway’e o kadar ikna olmuştu ki, Kubrick’in aslında eşcinsel olduğu ve meşhur filmi 2001’deki ‘kötü kalpli’ yapay zeka HAL karakterinin bir tür ‘saplantılı eşcinsel aşığı’ sembolize ettiği ile alakalı teoriler üretti.

Peki, gerçekte nasıl biriydi bu Alan Conway?

1934 yılında dünyaya gelen Conway henüz ortaokul çağlarında arkadaşlarına ‘Nazi işgalinden kaçmış Polonyalı bir Yahudi’ olduğu yalanını söyledi. 13 yaşında ilk kez hırsızlık yaparken yakalanan Conway, liseden sonra bir seyahat acentesi işletmeye başladı. Seksenli yıllarda işleri ters gitmeye başlayınca depresyona girdi ve alkolik oldu.

Bir çocuk babası olan Conway, seksenlerin sonunda eşinden ayrıldı.

www.theguardian.com

Eşinden ayrılmasının nedeni genç bir adamla yaşadığı ilişkiydi; ancak bu adam da AIDS’ten dolayı hayatını kaybedince Conway’in tutunacak bir dalı kalmadı. Alkolizm problemi ve maddi sorunlar büyüdükçe büyüdü, Conway son çareyi oyunculuk yeteneğini kullanarak Stanley Kubrick’i taklit etmekte buldu. Bu şekilde elde ettiği nüfuzla bir yerlere gelebilmeyi, en azından ‘günü kurtarabilmeyi’ amaçladı. Psikolojisinin gittikçe kötüleştiği bir dönemde, eskiden beri arkadaşları tarafından ‘Stanley’ adıyla çağrılmaya başlamıştı ve girdiği bu uzun soluklu rolden asla çıkmıyordu.

Conway’in eylemleri, Kubrick’in asistanı Anthony Frewin’in çabalarıyla açığa çıkarıldı.

Frewin, Kubrick olduğunu iddia eden biriyle görüştüğünü, bu kişinin kendilerine para ve rol gibi çeşitli vaatlerde bulunduğunu iddia eden insanlardan telefonlar alıyordu. Conway’in kimliğinin bulunması oldukça zor oldu; çünkü Frewin’in ifadesiyle ‘dolandırılan tüm o yüksek profilli insanlar Conway’in oyununa kandıklarını itiraf etmekten imtina ediyorlardı’. Vanity Fair dergisinde yayınlanan bir yazıyla kimliği açığa çıkarılan Conway’den kimse şikayetçi olmadı, yaptığı eylemlerin sonucunda büyük bir ceza da almadı.

Olay Kubrick’in kulağına da gitti elbette!

Kubrick yıllarca kendisi gibi yaşayan Conway’in eylemlerinden avukatı aracılığıyla haberdar oldu; ancak Conway’i zararsız bulduğunu ve yaptıklarından etkilendiğini belirtmekten geri durmadı. Eşi Christiane sonradan verdiği bir röportajda o dönem korku dolu günler yaşadığını, ancak kendisini korkutan bu durumun Kubrick’i oldukça eğlendirdiğini belirtmişti.

Conway, alkolizm tedavisinin ardından 1998 yılında hayatını kaybetti.

en.wikipedia.org

Kimliği açığa çıktıktan sonra alkolizm tedavisi görmeye başlayan Conway, 5 Aralık 1998 tarihinde kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Stanley Kubrick de Conway’den üç ay sonra, onun gibi kalp krizi geçirerek hayata gözlerini yumdu.

Conway’in tuhaf hikayesi, bir sinema filmine de ilham kaynağı oldu.

www.imdb.com

Kubrick’in asistanı Anthony Frewin tüm bu yaşananları bir film senaryosuna dönüştürdü. Conway’in tuhaf hikayesini konu edinen “Color Me Kubrick” filminde, Kubrick gibi davranan Alan Conway rolünü ünlü aktör John Malkovich üstlendi. Film, 2005 yılında ABD’de gösterime girdi ve özellikle başroldeki Malkovich’in performansıyla olumlu tepkiler aldı.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu