Dünya

‘Amerika girdiği hiçbir yerde başarılı olamıyor, artık başarısızlık Amerika için trend haline geldi’

Dünya ABD ve NATO’nun Afganistan‘dan dramatik çekilmesine odaklanırken, Taliban‘ın kontrolündeki bir ülkenin jeopolitik rekabete etkileri tartışılıyor. Taliban bir yandan ‘ılımlılaştığı’ iddialarıyla tanınma elde etmek arzusunu dile getirirken, Pencşir Vadisi’ndeki direniş karşısındaki tutumu ve Afganistan’ın ekonomik sorunlarının nasıl üstesinden geleceği belirsiz. Batı henüz muhatap aldığı Taliban’ı tanıma yönünde net işaretler vermezken, Çin’in ekonomik kozları oynaması dikkat çekiyor.

Bu koşullarda çekilme sonrası Türkiye’nin Kabil Havaalanı’nda misyon üstlenmek ısrarı da sürüyor.

Taliban yönetimindeki Afganistan’ın jeopolitik etkileri, Çin faktörü ve Türkiye’nin tutumunu araştırmacı Şanlı Bahadır Koç ile konuştuk.

‘Batılıların direkt dahil olduğu savaş bitmek üzere’

Şanlı Bahadır Koç’a göre, Afganistan’da Batı’nın dahil olduğu savaş bitmek üzere. Taliban’ın ülkede tam hakimiyeti sağladıktan sonra ABD ile savaşmak istemeyeceği görüşündeki Koç, kuzeyde Pencşir’de oluşan muhalefete ise şu an için dış dünyadan kimsenin destek vermek istemeyeceğini söyledi. Koç’a göre Afganistan’da Taliban’ın asıl meselesi ekonomi olacak:

“Batılıların direkt dahil olduğu savaş bitmek üzere diyebiliriz. Bu tahliye sırasında büyük bir rehine krizi olur, oradan kalkan uçakları vururlar veya büyük bir bomba patlar kim olduğu belli değil, işler değişir. Ama bunlar olmazsa, belki 31 Ağustos’tan sarkabilir. O da yeterince adamı toplayamadıkları yani operasyonları bitiremedikleri için. Yoksa orada kalmak için bahane arıyor değiller. Anlaşabilir ama ‘Kafana göre de uzatamazsın, gel benimle anlaş’ demek istiyor olabilir. Bunun bir oluru vardır, bir hafta belki. Biraz mırın kırın ettikten sonra izin vereceğini zannediyorum. Tam ülkeyi ele geçirmişken Amerika ile tekrar yeni bir kavgaya girmek istemez muhtemelen. O anlamda savaşın bittiğini söyleyebiliriz. İçeride muhalifler bir yerde toplanacağını kısa vadede zannetmiyorum. Onlar orada, Taliban da üzerlerine belli bir güç gönderdi. Bence onlar bir parça erken çıkmış olabilir. Amerika daha insanları buradayken, onlara destek veremez. Rusya ve Çin’in de Taliban ile şu anda iş yapmaya kendilerini hazırladıkları görülüyor. Taliban’a yüzde 100 de güvenmiyorlar. Onların da belki ellerinde öyle bir koz olsun isteyebilirler. Ama şu aşamada onların da oraya bir destek verme ihtimali sıfıra yakın. Ama 6 ay ve daha ötesinde olabilir bir şey. Taliban ülkeye tamamen hakim olabilecek mi, ekonomi ne olacak? Afgan ekonomisinin önemli bir kısmı yabancı kaynaklıydı. Yardım kuruluşları, Amerikan ordusu, onlarla beraber çalışanlar, şimdi bunların hepsi büyük ihtimalle gidecek. Taliban o ekonomiyi nasıl döndürecek? Batıdaki paraları bloke edildi. Şu anda bile gizli görüşmeler yapıldığı kesin, onun bir parçası olabilir. 9 milyar dolar Türkiye için bile önemli bir para, Afganistan için çok daha önemli.”

‘Artık başarısızlık Amerika için trend haline geldi’

ABD’nin Afganistan projesinde ‘başarısızlığın’ hakim olduğunu vurgulayan Koç’a göre, Amerika’dan duyulan şeyler artık skandal, çatışma, kutuplaşma. ABD’nin girdiği hiçbir yerde başarılı olamadığını belirten Koç, artık başarısızlığın Amerika için trend haline geldiğini anımsattı. Koç, Biden yönetiminin Afganistan’dan çıkarken bu ülkeyi Çin, Rusya ve İran’ın sorunu kılmayı hedefleme ihtimalini de anarken, ABD’nin iki sorununun güvenilirlik ve beceri olduğu görüşünde:

“Çin’e odaklanma ihtiyacı var. Onun dışında bir tür komplo teorisi, tamamen elimizin tersiyle itmemeliyiz ama ABD biz buradan çekilelim, burası Çin, Rusya ve İran’ın problemi olsun, diye düşünebilir. Buna hemen hayır diyemem, bir teori olarak rafta tutmamız lazım. Bir de burada başarılı olamıyorsun. Amerika, Almanya ve Japonya’da 75 yıldır var ama orada bir başarı var. Burada bir başarı da yok. Orada kurumları kuramıyorsun, uluslaştıramamışsın. Sen çekilince belki 3-6 ayda çökeceği düşünülüyordu. Sen daha gitmeden çökerttin. Tamamen iskambil kağıdından bir kuleymiş orası. Biden 2009’da Obama, ‘Afganistan’a asker gönderelim mi?’ diye aylarca toplantı yaptılar. Hepsinde en minimal asker tutma yanlısı olan Biden idi. Ama o zaman kabul ettiremedi. Bu Biden’ın bugünkü kararı değil, en az 15 yıllık bir geçmişi var. Burada kalmak anlamlı değil, burası önemli değil. Bu kadar paraya, cana değmez. Şimdiki söyledikleriyle çelişen çok eski demeçleri var. Belli bir sürekliliği var kendi kafasında. O zaman da Obama’nın adamlarıyla çok tartıştı, onlara kabul ettiremedi. Yani Çin’e odaklanma var. Buradan paldır küldür başarısız bir şekilde çekilmenin Amerika’nın inandırıcılığına etkisi ne? Burada iki farklı görüş var. ‘Bundan sonra bize kimse inanmaz. Buraya gidelim deyince ‘Sen kendin git’ derler. Yerel müttefik bulduğun zaman ‘Sen yarın beni ortada bırakırsın’ derler diyen kötümser bir grup var. İkinci grup da ‘Burası başarısız bir projeydi. Başarısız projeye yeni para artmak rasyonel mi? Hatta başkaları ‘Amerika 20 yıl saçmaladı ama sonunda doğruyu buldu’ derler. Yanlıştan dönmenin bazı yan etkileri olabilir ama sonuçta bu karar doğrudur ve millet de bunu görür’ diyor. İki problem; güvenilirlik ve beceri. Amerika sadece dış politikada değil koronadan ekonomik krizlere, Trump, Kongre basılıyor; sürekli Amerika’dan duyduğumuz şeyler skandal, çatışma, kutuplaşma, girdiği hiçbir yerde başarılı olamıyor. Artık başarısızlık Amerika için norm, trend haline geldi. Başarılı olursa enteresan oluyor. Burada bu kadar büyük insani ve maddi kaynakları olan bir ülke için soru işareti, niye başarısız oluyor? Amerika’nın mayasında mı kötü bir şey var, yanlış işlere mi giriyor, yanlış metotlar mı seçiyor? Amerika’nın kendisinin bile beceremeyeceği kadar büyük hedefler mi koyuyor?”

‘Afgan ordusunun bütün lojistiği özel askeri şirketlerin elindeydi’

Koç’a göre, ABD’nin Afganistan’dan çekilmesi doğru bir karar ancak çekilmenin örgütlenmesi büyük sorunlar barındırıyor. Taliban’ın ülkeyi çok hızlı ele geçirmesinde Afgan ordusunun özel askeri şirketlerin lojistiğine dayanmasının etkisi olduğunu belirten Koç, bu yüzden ortaya bir fiyasko çıktığını belirtti:

“Doğru bir karar ama yeterince iyi hazırlığı yapılmamış, olumsuz ihtimaller değerlendirilmemiş. Bu olaylar olurken yaz tatilinde kır evinde. Onların beklediğinden de çok hızlı olduğunu biliyoruz. Bu konuda 36 tane ulusal güvenlik konseyi toplantısı yapılmış. Amerika’nın bütün kurumlarının en üst düzey uzmanlarının olduğu yerde toplantı yapıp bu kaos yaşanıyorsa, bu da garip. Demek ki oradaki insanlar ve süreçlerde problem var belki. Bu işte bir zorluk var, bunu kabul edelim. ‘Ben çekileyim, hadi hazırlanın sizi götüreyim’ dediğinizde o insanlar panik oluyorlar. Hem o sıradaki Afgan hükümetinin altından imkanlarını alıyorsun. Afgan ordusunun bütün lojistiği özel askeri şirketlerin elinde. Onları aldığınızda Afgan ordusu savaşamıyor. Adamların yiyeceğini, silahını önüne koyanlar yabancı şirketler. Belki 3-6 ay gerçekten dayanabilecekken onları çekince böyle oldu. Doğru bir karar, uygulama yanlış.

‘Çin, Afganistan’ı uçurursa dünya buna bakıp ne diyecek?’

Koç, dünyada ABD ile Çin kıyasıyla oluşmakta olan algılara da dikkat çekti. ABD’nin 20 yıl 2 trilyon dolar harcayıp bir ülkeyi yıkarken, Taliban’la ilişkiyi de dışlamayan Çin’in yatırımlar yoluyla Afganistan’a katkı yapması halinde dünya çapında algıların da değişeceğini belirten Koç, ABD’nin başarısızlıklarının temelinde de savaştan asıl karları elde eden özel şirketlerin yattığı değerlendirmesinde bulundu:

“Amerika gitti, Çin ve Rusya’nın Taliban’la şu anda yumuşak denebilecek bir ilişkisi var. Çin geldi, burada yatırım yaptı, hastane yaptı, istihdam yarattı. Bir anda Afganistan’ı uçurdu, bu olmayacak bir şey değil. O zaman dünya buna bakıp ne diyecek? 20 yıl 2 trilyon harcadın, ülkeyi yıktın, Çin geldi, 5 yılda fabrika yaptı uçurdu. Bu olabilir eğer güvenlik ortamı olursa. Korona da sözde Çin’den çıktı. Amerika’da ölenlerle Çin’de ölenlerin kıyasladığında bir uçurum var. Çin başarılı, organize, planlı, gittiği yere katkıda bulunuyor soru işaretleri yok değilse de; Amerika da gittiği yeri bombalıyor, adamları yığıyor, yolsuzluk yaratıyor. Bu liste uzarsa, yarın insanlar bakar. Çin daha iyi der insanlar. ‘Sadece diktatörler Çin yanlısı’ söyleminin ötesine geçer. Normal kamuoylarının da Çin’e olan sempatisi ve albenisi artabilir. Bu kadar fakir bir ülkede belki biraz fantezi ama aile başına 500 dolar versen, 20 yıl boyunca 600 milyar dolar yapıyor. 500 dolar Afganistan standardında çok büyük bir para. Sen ondan daha fazla para harcamışsın. Ayrıntıya girmeyeyim ama o 2 trilyonun içinde orada savaşmış adamlara ölünceye kadar ödeyeceği para yok mesela. Önümüzdeki 40 yıl boyunca daha direkt harcamalar var. Bu kadar para harcadılar ortada hiçbir şey yok. Kağıdı çektiğin anda bütün kule yıkılıyor. Amerikan aleyhtarlığı, Amerika’yı bulduk zayıf anında geçirelim diye söylemiyorum. Amerika’da bir problem var. Bu 2 trilyonun yüzde 80’i, 90’ı büyük ihtimalle yine Amerika’ya gitti. Amerika’nın halkından vergileri topluyorsun, belli küçük bir gruba onu veriyorsun. Ölen çocuklar da Amerika’nın ortasında fakir, eğitimsiz veya askere belki bir eğitim alırım diye giren çoğunluğu, ölüyorlar. Veya dağların başında ne yaptıklarını anlamadan, gönderiyorsun. O sırada belki çok komplovari yorum gibi gelebilir. Ama bunun matematiği var. Bütün silah ve lojistik şirketleri, orayla iş yapanlar, o think tankler bütün bu projeden beslendiler.”

‘ABD bu kadar kazık atmış, yaranmak için taklalar atmak doğru değil’

Koç, Türkiye’nin Kabil Havalimanı için hevesli olmasının ‘anlamsız’ olduğu görüşünde. Ankara bu misyondan ABD ile arasını düzeltmeyi umuyorsa, bunun olmayacağının ilişkilerdeki diğer sorunlara bakılarak anlaşılacağını belirten Koç, verili koşullarda Kabil havaalanının ‘işletmeciliği’ için bu kadar istekli görünmenin doğru olmadığını dile getirdi. Koç, tahliyeler sırasında yaşanan kaosun sonrasında da devamı olasılığına dikkat çekerken, Afganistan meselesinin Türkiye açısından yeni göçmen akını riskinin de altını çizdi:

“Bu benim aklıma yatmıyor, üç ay önce de yatmıyordu, şimdi de öyle. Bu kadar bedeli, riski belirsiz bir projeye atlamak benim anlayabileceğim bir şey değil. Buradan Amerika ile aramızı düzeltiriz diye düşünülüyorsa, onun bile psikolojik sorunu var. Amerika bize FETÖ ve PKK başta olmak üzere çok önemli iki kazığı atmış bir ülke. Bunu Amerika ile bütün bağları koparalım diye söylemiyorum. Ama sana bu kadar kazık atmış ve sen de bunu şikayet ettin, şimdi bu ülkeye yaranmak için taklalar atmak pratik anlamda da doğru değil. Sırf görüntü zaten yanlış. O zaman Amerika şunu der, ‘Biz Türklere istediğimizi yapalım. Sonra gelip bizim peşimizden koşuyor’. Bu dış politikada karşıdaki aktöre verilebilecek en kötü sinyaldir. Ankara dünyaya diyecek ki, ‘Bakın burada havaalanı var, sizin elçilikleriniz burada benim sayemde kalmaya devam ediyor. Ben bu havaalanını işletiyorum. Ben faydalı bir ülkeyim, beni itip kakmayın’. Karşı taraf sırtını sıvazlar, teşekkür eder, büyüksün der ama bu onun Türkiye’ye yönelik genel yönelimini değiştirecek diye bir şey yok. Benim şöyle bir endişem var. Müttefikleri bırakıp satıyor gidiyor görüntüsü var dedik. Amerikalılar da ‘Hayır biz aslında bırakıp gitmiyoruz’ demek isteyeceklerdir bundan sonra dünyanın geri kalanında. Mesela Suriye’de PKK, bize sadık, işimizi gördü, hala onu koruyoruz’ deme ihtimalleri artabilir. Arada 3-5 bin km mesafe var, bize olumsuz yansıması bu olacak. Kabil Havalimanı’nı işletiyorsun diye PKK’yı bırakacağını umuyor muyuz veya orada bir esneme olacak mı? Zannetmiyorum. Orayı işleteceksen bile buna bu kadar istekli görünmek doğru değil. Üç defa istemiyorum demiyorlar. Sen gel ülkene, o orayı işletemesin, sonra yardıma ihtiyacım var. Türkiye bunu istiyordu desin. Sonra gelsin seni yanlış anlamışım, gel burada çalışalım desin. O zaman olabilir. Onun bile dolu riskleri var. Bu havaalanında yaşanan olayların Amerika’nın kendi askerlerini dışarı çıkardıktan sonra havaalanının kontrolü bize geçtikten sonra olma ihtimali yok muydu veya olamaz mı bundan sonra? Çünkü herkesi götürmeyecek, orada gitmek istemeyen Afganları götüremeyecek. Yarın bizim orada 500 askerimiz olacak. Yarın on binlerce Afgan duvarları yıkıp içeri girdiğinde ne yapacak? Böyle bir şey olamaz diyebiliyor muyuz? Bu bizim 500 ya da çok daha fazla asker de olsa altından kalkabileceğimiz bir olay değil, çok riskli. Olmayabilir ama ihtimali hiç de az değil. Bu kadar riske, belaya bulaşmakta istekli olmak rasyonel değil. Benim anlayabildiğim kadarıyla ‘3 ay önce ağzımdan böyle bir şey çıktı, inat ediyorum, yapacağım’ demektir bu.”

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu