Sürdürülebilir Dünya

“Amaç; ortak akılla daha iyi bir gelecek kurmak”

DİDEM ERYAR ÜNLÜ

Ortak aklı çalıştırarak, ölçülebilir fayda yaratan veya buna ilham veren işleri tetikleyen sosyal inovasyon platformu imece’nin, Zorlu Holding’in ev sahipliğinde gerçekleştirdiği ‘imece summit’ Geleceğe Etki Zirvesi başladı. Zirve, sürdürülebilir bir toplum ve gezegen için düşünen, üreten; düşünür, iş insanı, akademisyen ve fikir önderi olan yüzlerce değişim öncüsünü bir araya getirdi. Zirvede; “etki yaratan topluluklar”, “etki yaratan finans”, “etki yaratan iş dünyası”, “etki yaratan liderlik” ve “etki yaratan organizasyonlar” temaları masaya yatırıldı. “Değişim öncüsü birey ve kurumların dönüşümü yönetmesi ve hızlandırmasını nasıl sağlayabiliriz?” ve “Bu amaçla sektörler, kurumlar, bireyler arası bilgi aktarımı ve iş birliğini nasıl kolaylaştırabiliriz?” konularından yola çıkarak temelde, “Ortak akılla daha iyi bir gelecek nasıl olur?” sorusuna yanıt arandı. İşte dönüşüm liderlerinin cevapları:

KONDA GENEL MÜDÜRÜ BEKİR AĞIRDIR:
“YENİ” ŞİMDİ BAŞLIYOR

“Yeni şimdi başlıyor, şimdiye kadar gördüğümüz işin fragmanıydı. Dönüşümün üç parametresi zihniyet, kurumlar ve kurallar. Dönüşümün önündeki birinci engel hiyerarşi. Hiyerarşi şemalı organizasyon şemalarımız bugünkü hıza engel. İkincisi zihni sorun. Bugünün yapısını zihin kavrayamıyor. Bundan sonra önümüzde hep belirsizlik temelli hayat var. Bütün organizasyon yapımızı buna göre düşünmeli, karar süreçlerini buna göre organize etmeli, plan ve bütçeler yerine senaryolarla iş yapmalıyız. Üçüncü engel dünya genelinde, ülkeler arasındaki açıkların kolayca kapanamayacağı gerçeği.”

CHİCAGO ÜNİVERSİTESİ EKONOMİ PROFESÖRÜ UFUK AKÇİĞİT:
GENÇLERİN ÖNÜNÜ AÇMALIYIZ

“Dünden bugüne dönüşümün hep devam ediyor. Geçmişteki insanlara göre dönüşümü gerçekleştirirken daha avantajlıyız ama bununla birlikte önümüzdeki problemler daha büyük. Yakın zamanda Profesör Daron Acemoğlu ile yaptığımız araştırmada Amerika’daki şirketleri inceledik. En yaratıcı şirketlerin genelde genç yöneticileri olan şirketler olduğunu gördük. Genç yöneticiler gençlerle çalışıyor ve en radikal inovasyonlar da onlardan geliyor. Gençler kutunun dışında düşünebiliyorlar. Dönüşümü daha rahat tartışmak için gençlerin önünü açmalıyız. Örneğin zamanında yapılmış iyi niyetli politikalar dönüşümün önünde en büyük engellerden biri. Sadece insanların değil politika ve kurumların da dönüşmesi gerekiyor.”

İlgili Makaleler

ZORLU HOLDİNG CEO’SU ÖMER YÜNGÜL:
HİYERARŞİK DÜZENİ AZALTARAK ORGANİZASYONU YENİDEN ŞEKİLLENDİRMEK GEREKİYOR

“Değişmeyen hiçbir şey sürdürülebilir olamaz. Zorlu Holding’in dönüşümü için en önemli adımlarından biri 2016 yılında hayata geçirdiğimiz Akıllı Hayat 2030 sürdürülebilirlik stratejisi oldu. Bilim ve eğitimi merkeze koymadan ve zihniyeti bu odak üzerinde değiştirmeden bir yere gidemeyiz. Kurumları mutlaka bu bilinçle güçlendirmek; empati duygusu ve adalet temelli kuralları koyup uygulamak, tüm bunları yaparken de hiyerarşik ortamı azaltarak organizasyonu yeniden şekillendirmek gerekiyor. Gelişim ve çağın gereksinimlerini yakalamak adına Ar-Ge’ye yatırımı da çok önemli. Özellikle startup dediğimiz girişimcilerin patent almalarını artıramazsanız sürdürülebilir büyüme ve refahı yakalamada geri kalırsınız. Patent üretme yaşınızı gençleştirirseniz, gençlerin ürettiği patent sayısını artırırsanız sürdürülebilir büyümeyi yakalarsınız. Batı ülkelerinde özellikle start-up’ların patentlerinin çok fazla olması, patent üretme yaşının düşük olması refahı artırıyor. Doğu ülkelerinde tam tersi olduğu için sürdürülebilir büyüme olmuyor. Bir diğer önemli konu da gençleri daha çok sürece dahil etmek. Ülke yönetiminde de şirket yönetiminde de gençleri kapsamadığınız zaman iş sürdürülebilir olmaktan çıkıyor. Büyümek istiyorsak her konuda mevcut işlerimizi ve bakış açılarımızı yeniden ele almak ve daha farklı yapmak zorundayız.”

BOYNER GRUP YÖNETİM KURULU ÜYESİ ÜMİT BOYNER:
YAŞADIĞIMIZ TOPRAKLARIN DENEYİMİNİ TEKNOLOJİ İLE BULUŞTURMAK LAZIM

“Her şey çok hızlı değişiyor. Peki pandemiden sonra neden değişmeli, nasıl değişmeli? Daha iyi bir yaşam için, insanın ve insanlığın devam etmesi için, iyilik için, geçmiş kuşakların ve bizlerin hatalarının tekrar etmemesi için, hayat öyle gerektirdiği için değişmeli. Türkiye’nin kuruluşundaki iki temel prensibe geri dönerek değişmeliyiz. Gelişmiş medeniyetleri çıpa alarak onları nasıl geçeceğimizi planlamalıyız. Bilimi, insanı ve evrensel vicdanı her şeyden üstün tutarak, ciddi bir değerler onarımı da gerekiyor. Pandemi bize bir insan sağlıklı ve güvende değilse 7 milyar insanın da risk altında olduğunu gösterdi. Kimseyi geride bırakmayan bir ilerlemeyi hedeflemeliyiz. Yönetim kurullarına tavsiyem var: Sürdürülebilirlik artık bir itibar yönetimi ve iletişim faaliyeti değil. Değişmek için bir musibetin sizi bulmasını beklemeyin, musibet hepimizi buldu. En büyük gücümüz insan sermayemiz. Yaşadığımız toprakların 5 bin yıllık deneyimini en yeni teknolojilerle, bilimle, yapay zekayla buluşturmamız lazım. Çok vakit kaybettik ama hala şansımız var.”

UNDP TÜRKİYE ÜLKE OFİSİ MUKİM TEMSİLCİ YARDIMCISI SUKHROB KHOJİMATOV:
MİLLİ GELİRİ ARTIRMAK YERİNE SOSYAL ÖNCELİKLERE ODAKLANMALIYIZ

“Koca bir devrimle karşı karşıyayız. İnsanlar telaş içinde oldukları bir atmosferde bunca belirsizlikle başa çıkarak savaşmaya ve yolunu bulmaya çalışıyor. Eğitimden bahsediyoruz ancak üniversite diplomamızı aldıktan sonra eğitim devam etmeyince bu büyük bir sorun oluyor. Eğitimde de teknolojiden bahsediyoruz. Örneğin uzaktan eğitimde belki altyapımız yeterliydi ancak felsefemiz ve mentalimiz yeterli değildi. Yapılması gereken tüm bu belirsizliğin içinde telaşa kapılmadan iş birliği ortamı oluşturmak ve çözüm aramak. Milli geliri artırmak yerine sosyal önceliklere odaklanmalıyız.”

KOÇ ÜNİVERSİTESİ ULUSLARARASI İLİŞKİLER VE EKONOMİ ÖĞRENCİSİ DENİZ AYCAN:
TÜM PAYDAŞLARI MASADA İSTİYORUZ: DEĞİŞİM BÖYLE OLUŞUR

“Bir genç olarak değişimi üç başlıkta ele alıyorum. Birincisi temsiliyet. Daha çok yerde kendi düşüncelerimizi temsil etmemiz gerekiyor. İletişim çağında doğduğumuz için diğer nesillerden farklı düşünüyoruz. Daha çok sahneye çıkarılmamız gerekiyor. Bu olduğu sürece değişim de olacak. Dünyadaki eşitsizlikler bizi derinden rahatsız ediyor. Siyasi anlamda biz birbirimizden ayrışmıyoruz. Ortak bilgilerle büyüyoruz ama buna rağmen büyük bir eşitsizlikle karşı karşıyayız. Bizim dünyaya bakış açımız beklentilerimiz diğer nesillerden çok farklı. Bunların anlaşılması çok önemli. Biz tüm paydaşları masada istiyoruz. Değişim böyle oluşur.”

GAZİANTEP BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI, TÜRKİYE BELEDİYELER BİRLİĞİ BAŞKANI FATMA ŞAHİN:
İKLİM KANUNU ÇIKARMAMIZ GEREKİYOR

“Dünya insani ve çevresel kalkınmayı zamanında yapsaydı bu pandemiyle karşı karşıya kalınmayacaktı. Bugün yaşanan hastalıklar, kuraklık ve şiddet aslında bir sonuç. 2014 yılında belediye başkanı olduğumda imar ve ulaşım master planının yanında bir de iklim master planını yaptık. Gaziantep bir sanayi şehri. Çevreyi korumak için alınması gereken önlemler var. Nizip Çayı’nda yüksek biyolojik arıtmaya geçtik. Ulaşım karbon salımıyla çevreyi kirleten en büyük unsur ve bütün metropollerin en büyük sorunu. Biz bu kapsamda hem filolarımızı gençleştirdik hem yeni otobüsleri doğalgaza çevirdik. Elimizdeki filoyu elektrikliye nasıl çevirebiliriz onu çalışıyoruz. Bizde hızlı göçten gelen kentsel dönüşüm ihtiyacı var. İmarlı bölgede kömür kullanımı çok yüksekti. Orada doğalgaz kullanımını yüzde 90’a çıkardık. Şehrin her noktasına hava ölçüm cihazı yerleştirdik. Şehrin suyu bitmişti, Düzbağ Projesi’ni hayata geçirdik. Düzbağ, Melen’den sonra Türkiye’nin en büyük su projesi. 130 kilometreden Düzbağ bölgesinden suyu çelik borularla tüneller açarak getirdik. Bu proje olmasaydı şehirde bugün su yoktu. ‘Yeşil Şehirler Huzurlu Nesiller’ projesini çalıştık. 100. yıldayız 27 milyon fidan dikeceğiz. Hızlı bir iklim kanunu çıkarmamız gerektiğine inanıyoruz. Belediyeler Birliği olarak nasıl bir iklim kanunu çıkması gerekiyor buna çalışmalıyız.”

İSTANBUL BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI EKREM İMAMOĞLU:
YEREL YÖNETİMDE REFORMA İHTİYAÇ VAR

“İstanbul için yeşil dönüşüm önemli bir ihtiyaç. Göreve geldikten sonra Kemerburgaz ve Hacıosman’da bulunan kent ormanlarını hizmete açarak 2020 yılında 3 milyon metre kareye yakın iki ormanda aktif yeşil alanı İstanbul’a kazandırdık. Şu anda Kemerburgaz kent ormanında 3 milyon 600 bin metrekarelik bir alanı daha hazırlıyoruz. Özellikle dere havzalarını ve yıllardır tartışılan Ayamama ve Kurbağalıdere gibi 15 noktadaki dere havzasıyla ilgili sıkı bir çalışma yapıyoruz. Temiz su, atık su ayrımı yapıyor, su yönetimini etkin bir şekilde yeşil dönüşümün içine katarak 15 yaşam vadisi tasarlıyoruz. İstanbul’un yüzde 15’lik çöpünü yakarak enerjiye dönüştürecek bir tesisimizi mayıs ayı içinde tamamlıyoruz. Tüm bu dönüşümü bütüncül bir yapıda yönetiyoruz. Dönüp baktığınızda yerel yönetimin reforma ihtiyaç duyduğunu da görüyoruz. Kentin sahibi bu kentte yaşayan insanlar olmalı. Hesap sormalı, denetlemeli. Hem yasal düzenlemelerde hem yönetimde olan insanların yerel demokrasiye inançlarını ortaya koyma konusunda reforma ihtiyaç var. Biz İstanbul olarak örnek modeller üretmeye gayret ediyoruz. Katılımcılığı önemsiyoruz. Bir sokağın bile ihtiyacını orada oturan insanlarla yönetmek için maksimum demokrasiyle, yeni nesil bir yerel yönetim anlayışıyla çalışıyoruz.”

Kaynak: Dünya Gazetesi

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu